19 Haziran, 2009

iikka vehkalahti



araya üst solunum yolu enfeksiyonu girince, iikka vehlikahti’nın belgesel sinema konulu söyleşisi üzerine söylemek istediklerimiz de gecikti. enfeksiyonun beyin hücreleri üzerinde yarattığı tahribatlarla birlikte aradan geçen zaman, iikka’nın tavsiyelerini hatırlamak konusunda bizi zorlayacak ama yine de şansımızı zorlayacağız.

fotoğraftaki abi finlandiyanin yle televizyonu belgesel sorumlusu iikka vehkalahti. yaşına göre hayli dinç göstermesini tüm gün balık çorbası içip çok pişmiş somon yemesine bağlamak da –ortada bir yanlış anlaşılma varsa- bizim kabahatimiz değil.

öncelikle belgesel filmin ne olduğu ve ne olmadığıyla ilgili; documentarist kapsamında izlediğim belgesellerle başlayıp iikka’nin anlattıklarıyla devam eden bir kafa karışıklığı vardı. söyleşi sonunda benim de cevabını öğrenmek istediği sorulardan biriydi bu ve neyse ki diğer katılımcılardan biri benzer bir soruyu sorunca şahsen sormaktan kurtuldum;

dünün çocukları olarak gözlerimizi captain custo’nun calipso’suyla açmıştık, bugünün çocuklarıysa national geographic’in, digiturk’un ‘belgesel’ olarak da adlandırılan ‘şeyler’iyle; ‘fiyordların katil balinaları’yla, ‘büyük beyaz köpekbalıkları’yla açıyorlar. festival kapsamında gösterilen belgeselleri hatırlayınca; darwin’s nightmare, the heart of jenin, burma vj., love on delivery, carmen meets borat gibi. bunların kesinlikle aynı türde değerlendirilemeyeceğini düşünüyorsunuz.

“onlara belgesel diyeceksek bunlara ne demeliyiz” gibi bir şey sordu katılımcı, “ya da bunlar belgesel ise onlar nedir?”. iikka, zaman zaman kendisinin de bu tür ilgi çekici, bilgilendirici yapımlar izlediğini söyledi. piramitlerin yapım sürecinin anlatıldığı bir ‘şey’i ilgiyle ve bilgilenerek izlediğinden bahsetti. ama o da iki türün birbirinden çok farklı olduğunu belirtti.

bunun doğru cevap olup olmadığından emin değilim ama büyük beyaz köpekbalıklarının ya da çocuklarına avlanmayı öğreten ormanlar kralının ilginç maceralarının –burada ironi yok, şahsen ben de ilgiyle ve severek izliyorum- ‘reality show’ türünde değerlendirmek meraklılardaki kafa karışıklığını ortadan kaldırabilir.

iikka’nın söylediklerinde akılda kalan bir diğer konu da bir belgeselin ikinci cümlesinin olması gerektiğiyle ilgiliydi. ilk cümleyle koşut olarak devam eden ve izleyiciye sorular sorduran ikinci bir cümle olmalı gibi bir şey söylemişti. bir belgesel ‘beginner’ını bir üst aşamaya geçirecek olan her ne ise bu cümlede gizli ve bu aralar tam olarak ne demek istediğini anlamaya çalışıyorum.

google'ın ‘iikka vehkalahti’ arama talebimi ‘bunu mu demek istediniz? dikkat vehkalahti’ şeklinde önermesineyse sadece gülüyorum.

Hiç yorum yok: